24 Nisan 2020 Cuma

Karanlığın aydınlıkla savaşında
Karanlıktan yana değilsen eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
İyilik kötülüğe yenik düşerken
Kötülükten yana değilsen eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Nefretin sevgiyle yarışında
Nefretten yana değilsen eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Akıl sinmişken aptallık karşısında
Aptallıktan yana değilsen eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Zalim acı çektirmedeyken mazluma
Zalimden yana değilsen eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Doğruluk yalanla kuşatılmışsa
Yalandan yana değilsen eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Sinsi tuzaklarına erdemsizliğin
Erdem düşmek üzereyse eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Haksızlıkla eşitsiz savaşımında
Haklılık silahsız kalmışsa eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Adalet kılıcının kabzasına
Celladın eli uzanmışsa eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Alçaklıkla insan olmak arasında
Bir seçim yapman gerekirse eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Korku cesareti kemirmedeyken
Korkudan yana değilsen eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Ölüm bıçak bilemekteyken yaşama
Ölümden yana değilsen eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Ve yaşamla ölüm arasındaki savaşta
Ölümü göze alman gerekirse eğer
Neresi olmalı bulunduğun yer?
Söz: Ataol Behramoğlu

8 Nisan 2020 Çarşamba

Bağışıklık sistemi insan vücudunu hastalıklara karşı koruyan güçlü bir savunma sistemidir. Özellikle mevsim geçişlerinde görülen grip, soğuk algınlığı, yüksek ateş, boğaz ve baş ağrısı gibi birçok hastalıkla savaşabilmenin yolu da ancak güçlü bir savunma sistemine sahip olmakla mümkün olabilir. İyi haber şu ki doğa bize bağışıklık sistemi üzerinde etkili olabilen zengin seçenekler sunmaktadır. Yani güçlü bir bağışıklık sistemi beslenme ile yakından ilişkilidir. Peki, güçlü bağışıklık sistemi için beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz? Bu sorunun yanıtını Beslenme ve Diyet Uzmanlarından aldık.

Suyu asla ihmal etmeyin

Sıcaklığın azalmasıyla doğru orantılı olarak su tüketimi de azalır. Ancak vücudumuzun su ihtiyacı her mevsimde devam eder. Bu nedenle özellikle gripten korunmak için günde 2-2,5 litre su tüketin.

Günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketin

Sebze ve meyveler sahip oldukları antioksidanlar (A, C, E vitaminleri, folik asit gibi vitaminler, selenyum gibi mineraller, oligosakkaritler ve bazı fenolik bileşikler) sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirirler ve hastalıklara karşı vücut direncini artırırlar. Özellikle maydanoz, kuşburnu, yeşil biber, greyfurt, portakal, kivi, çilek, enginar içlerinde yüksek miktarda C vitamini, zeytin yağı, ceviz, badem, fındık ve türevleri E vitamini ve havuç, ıspanak, domates, brokoli, pırasa, bal kabağı gibi sebzeler ise bir A vitamini türevi olan “beta karoten” içerir. Bu nedenle bu sebze ve meyveleri mutfağınızdan eksik etmeyin.

Yulaf tüketin

Yulaf, bağışıklık sistemini uyarıcı özelliğinin yanı sıra birçok bilimsel çalışmada kanser, mikrobiyal enfeksiyonlar, diyabet ve yüksek kolesterol tedavisinde de etkili olabileceği ortaya konulan “beta glukan” içerir. Bu nedenle özellikle sık sık soğuk algınlığı ve gribe yakalananlar, yoğun ve stresli bir çalışma temposu olanlar mutlaka beslenmelerinde yulafa yer vermelidir.

Sarımsaktan vazgeçmeyin

Sarımsak sadece yemeklerimizin vazgeçilmez bir lezzeti olarak değil; insan sağlığı için de yüzyıllardır önemli bir deva olarak kullanılır. Sarımsak içerdiği “allicin” sayesinde güçlü bir antioksidan etkiye sahiptir. Bu sayede bağışıklık sistemini destekler ve birçok hastalığın oluşumunu önler.

Yoğurt ve kefir tüketin

Son yıllarda yapılan birçok araştırma probiyotik etki gösteren besinlerin özellikle bağırsak florasını geliştirerek bağışıklık sistemini güçlendirdiğini göstermektedir. Ayrıca probiyotik besinlerin iltihabi (enflamatuvar) hastalıkların oluşumunu önlediği ve antioksidan etki gösterdiği de yapılan çalışmalarda ortaya konmuştur. Bu nedenle kefir ve yoğurdu sofralarımızdan eksik etmeyelim.

Günde 2-3 fincan yeşil çay tüketin

Yeşil çay içerdiği “kateşin” sayesinde antioksidan etki göstererek bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca kalbi güçlendirir ve kan şekerini dengeler. Ancak yeşil çayın diüretik (idrar söktürücü) etkisi olduğu için tansiyon ve böbrek hastaları, yeşil çayı doktor ve diyetisyenlerine danışarak tüketmelidirler.

Zencefil tüketin

Taze zencefil B6 vitamini, C vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum, manganez ve lif açısından oldukça zengindir. Özellikle soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir.

Haftada 2 kez balık tüketin

Özellikle soğuk deniz balıkları yüksek miktarda antioksidan etki gösteren Omega 3 içerir. Yapılan birçok çalışma Omega 3 yağ asitlerinin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve özellikle kolon ve prostat kanserlerinin önlenmesinde yararlı olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle haftada 2 kez mutlaka balık tüketilmelidir.

Şeker tüketimini azaltın

Son yıllarda yapılan çalışmalar fazla şeker tüketiminin bağırsak florasını bozarak bağışıklık sistemini baskıladığını göstermektedir. Bu nedenle beslenmenizde mümkün olduğu kadar şeker ve şekerli besinleri azaltın.

6 Nisan 2020 Pazartesi

Ayağına bir diken saplandı; acı veriyor, canın yanıyor. Ya da bacağında bir karınca yürüyor. Yürüyüşünü hissediyorsun ve aniden onu fırlatıp atmak istiyorsun. Herhangi bir deneyimi ele al! Bir yaran var; çok acı veriyor. Başın ağrıyor ya da bedeninde herhangi bir acı var. Hedef olarak herhangi biri işe yarar. Bu yalnızca bir örnek: Bir karıncanın yürüyüşü… Bir karıncanın yürüyüşünü hissederken duyuların kapılarını kapa. Her ne hissediyorsan, duyuların tüm kapılarını kapa.
Ne yapılmalı? Gözlerini kapa ve kör olduğunu, göremediğini düşün. Kulaklarını tıka ve duyamadığını düşün. Beş duyunun tamamını kapa. Onları nasıl kapatabilirsin? Çok kolaydır. Bir an için nefes almayı bırak: Tüm duyuların kapanır. Nefes durduğu zaman ve tüm duyular kapandığı zaman, bu yürüme nerededir? Karınca nerededir? Aniden uzaklaştın; çok uzaklara… 


Arkadaşlarımdan biri, eski bir dost, çok yaşlı, merdivenden düştü ve doktorlar üç ay boyunca yatağından çıkamayacağını, üç ay dinlenmesi gerektiğini söyledi. Onun gibi huzursuz bir adam için bu çok zordu. Onu görmeye gittim ve dedi ki: “Benim için dua et, ölmem için beni kutsa çünkü bu üç ay ölümden de beter. “Kıpırdama,” diyorlar, taş gibi duramam ki!” 
Ona dedim ki: “Bu iyi bir fırsat. Gözlerini kapa ve yalnızca bir taş olduğunu, kıpırdayamadığını düşün. Nasıl kıpırdayabilirsin? Sen bir taşsın; yalnızca bir taş, bir heykel. Gözlerini kapa. Şimdi bir taş, bir heykel olduğunu hisset.” Bana ne olacağını sordu. Dedim ki: “Sen bir dene. Ben burada oturuyorum. Yapacak hiçbir şey yok! Her durumda, burada üç ay yatacaksın; bu yüzden dene. 
Normalde asla denemezdi ama zor durumdaydı, “Tamam!” dedi. “Deneyeceğim ama inanmıyorum. Sırf taş gibi olduğumu, heykel gibi ölü olduğumu düşündüğüm için bir şey olacağına inanmıyorum, ama deneyeceğim.” Ve denedi. 
Ben de bir şey olacağını düşünmüyordum çünkü adam öyle biriydi. Ama bazen imkânsız, ümitsiz bir durumda bazı şeyler olmaya başlar. Gözlerini kapattı. Bekledim çünkü iki, üç dakika sonra gözlerini açacağını ve “Hiçbir şey olmadı,” diyeceğini düşünüyordum. Ama gözlerini açmadı ve otuz dakika geçti. Heykel olduğunu hissedebiliyor, görebiliyordum. Alnındaki gerilim tamamen kayboldu. Yüzü değişti. 
Gitmem gerekiyordu ama o, gözlerini açmıyordu. Ve öylesine sessizdi, ölü gibi. Nefesi sakinleşti ve gitmek zorunda olduğumdan, “Gitmek istiyorum,” dedim. “Bu yüzden lütfen gözlerini aç ve bana neler olduğunu anlat.” 
Farklı bir adam olarak gözlerini açtı. Ve dedi ki: “Bu bir mucize. Bana ne yaptın?” “Ben hiçbir şey yapmadım,” dedim. 
Dedi ki: “Bir şey yapmış olmalısın çünkü bu bir mucize. Taş gibi, heykel gibi olduğumu düşünmeye başladığımda, aniden öyle bir duygu geldi ki ellerimi kıpırdatmak istesem bile yapmak imkânsızdı. Defalarca gözlerimi açmak istedim ama taş gibiydiler, bu yüzden açamadım.” 
Dedi ki: “Hatta ne düşünürsün diye endişelendim çünkü çok uzun zaman geçmişti ama ne yapabilirdim ki? Bu otuz dakika içinde kıpırdayamadım. Ve bir an, aniden dünya yok oldu ve yalnız kaldım, kendi içimde, derinliklerimde, kendimde. Sonra acı kayboldu.” 
Keskin bir acısı vardı; yatıştırıcı olmadan gece uyuyamıyordu. Ama acı yok olmuştu. Ona, acı yok olduğu zaman nasıl hissettiğini sordum. Dedi ki: “Başta onu uzak bir şeymiş gibi hissettim. Acı oradaydı ama başka birinin acısıymış gibi, çok uzaktaydı. Sonra yavaş yavaş, yavaş yavaş, sanki o biri uzaklaştı, uzaklaştı ve onu göremez oldum ve acı kayboldu. Acı yok oldu! En az on dakika, acı artık yoktu. Taştan bir beden nasıl acı çekebilir?” 
Bu sutra der ki: Duyuların kapısını kapa. Taş gibi ol, dünyaya kapalı ol. Dünyaya kapalı olduğunda, gerçekten de, kendi bedenine de kapalısın çünkü beden sana ait bir parça değil; o, dünyanın bir parçası. Dünyaya tamamen kapandığın zaman, kendi bedenine de kapanırsın. O zaman, der Şiva, o zaman o şey olacak. 


Bedenle dene. Herhangi bir şey iş görür, üzerinde yürüyen bir karıncaya ihtiyacın yok. Aksi halde şöyle düşüneceksin: “Karınca yürüdüğü zaman meditasyon yaparım.” Ve böyle yardımsever karıncalar bulmak zordur, bu yüzden herhangi bir şey iş görür. Yatağında uzanmışsın, soğuk örtüleri hissediyorsun; ölü ol. Aniden örtüler uzağa, uzağa, daha uzağa gider ve yok olurlar. Yatağın yok olur; yatak odan yok olur; tüm dünya yok olur. Kapalısın, ölüsün, taşsın, dışarıda penceresi olmayan, Leibniz’in Monad’ı gibisin. Hiç pencere yok! Kıpırdayamıyorsun! 
Ve sonra, kıpırdayamadığın zaman, kendine geri fırlatılmışsındır, kendi merkezindesindir. O zaman, ilk defa, merkezinden bakabilirsin. Ve bir kez merkezinden baktığında, bir daha asla aynı insan olamazsın.
Osho, “Sırlar Kitabı 1”

27 Mart 2020 Cuma

Matthew Walker’dan “sağlıklı uyku için 12 ipucu”
Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’nde sinirbilim ve psikoloji profesörü olan ve uluslararası çoksatan “Niçin Uyuruz?” kitabında uyku üzerine 20 yıldır süren araştırmalarını bir araya getiren Matthew Walker, sağlıklı bir uykunun olmazsa olmazlarına da değiniyor.
İşte araştırmalarında genellikle uykunun insan sağlığına olan etkilerine odaklanan Matthew Walker’dan sağlıklı uyku için 12 ipucu:

1. Bir uyku planına bağlı kalın.

Her gün aynı saatte yatağa girin ve aynı saatte uyanın. Alışkanlık yaratırken insanlar uyku kalıplarındaki değişikliklere uyum sağlamakta güçlük çekerler. Hafta sonları geç saatlere kadar uyumak hafta içinden kalma uyku eksikliğini telafi etmez ve Pazartesi sabahı erken kalkmayı güçleştirir. Yatma saatiniz için çalar saat kurun. Genellikle uyanma saati için çalar saat kurarız ama bunu yatma saati için yapmayı düşünmeyiz. Bu on iki ipucundan sadece biri aklınızda kalacaksa o ipucu bu olsun.

2. Egzersiz harikadır ama çok geç saatte yapılmamalıdır.

Çoğu gün en az 30 dakika egzersiz yapmaya çalışın ama bunu yatma saatinizden en az 2 veya 3 saat önce yapın.

3. Kafein ve nikotinden uzak durun.

Kahve, kola, bazı çaylar ve çikolata uyarıcı bir madde olan kafein içerir ve etkilerinin tamamen geçmesi 8 saati bulabilir. Bu nedenle akşamüstü içeceğiniz bir fincan kahve gece uykuya dalmanızı güçleştirebilir. Nikotin de sigara içenlerin genellikle çok hafif uyumalarına neden olan bir uyarıcıdır. Buna ek olarak, sigara içenler nikotin yoksunluğu nedeniyle genellikle sabahları erken uyanırlar.

4. Yatmadan önce alkollü içeceklerden uzak durun.

Yatmadan önce bir kadeh içki içmek gevşemenize yardımcı olabilir ama ağır alkol tüketimi REM uykunuzdan çalarak sizi uykunun daha hafif evrelerinde tutacaktır. Ağır alkol tüketimi ayrıca gece solunum sıkıntısına da neden olabilir. Gecenin bir yarısı, alkolün etkisi geçince uyanmanız da çok olasıdır.

5. Gece geç saatte fazla yiyip içmekten kaçının.

Hafif bir atıştırmalıkta sorun yok ama büyük bir öğün hazımsızlığa neden olur, bu da uykunuzu zedeler. Gece çok fazla sıvı tüketmek de tuvalet ihtiyacı yüzünden sık sık uyanmanıza neden olabilir.

6. Mümkünse uykunuzu geciktiren ya da bozan ilaçlardan uzak durun.

Yaygın olarak reçete edilen bazı kalp, tansiyon ve astım ilaçları ve reçetesiz satılan veya bitki özlü öksürük, soğuk algınlığı ve alerji ilaçları da uyku düzeninizi bozabilir. Uyumakta sorun yaşıyorsanız doktorunuza ya da eczacınıza, aldığınız ilaçların uykusuzluğa neden olup olmadığını sorabilir ve o ilaçları günün başka bir saatinde veya akşam erken saatte almanızın mümkün olup olmadığını danışabilirsiniz.

7. Saat 15:00’ten sonra şekerleme yapmayın.

Kısa şekerlemeler eksik uykunuzu telafi edebilir ama geç saate kaldıklarında gece uykuya dalmayı güçleştirir.

8. Yatmadan önce gevşeyin.

Gününüzü gevşemeye zaman kalmayacak şekilde aşırı doldurmayın. Okumak, müzik dinlemek gibi gevşetici bir aktivite yatma zamanı ritüelinizin bir parçası olmalıdır.

9. Yatmadan önce sıcak bir duş yapın.

Banyodan çıktıktan sonra vücut ısınızda gerçekleşecek olan düşüş, uykunuzun gelmesine yardımcı olabilir. Banyo yapmak gevşemenizi ve yavaşlamanızı sağlayarak uykuya daha hazır olmanıza yardım edebilir.

10. Karanlık yatak odası, serin yatak odası, aygıtlardan arındırılmış yatak odası.

Sesler, parlak ışıklar, rahatsız bir yatak veya yüksek ortam ısısı gibi dikkatinizi uykudan uzaklaştırabilecek hiçbir şeye odanızda yer vermeyin. Odanın sıcaklığı serin olarak ifade edilebilecek kadar düşük olduğunda daha iyi uyursunuz. Yatak odasındaki televizyon, cep telefonu ve bilgisayar dikkatinizi dağıtıp sizi ihtiyaç duyduğunuz uykudan mahrum bırakabilir. Rahat bir yatak ve yastık iyi bir gece uykusunu destekleyebilir. Genellikle uykusuzluk çeken bireylerin gözü saatte olur. Saati görmeyeceğiniz şekilde çevirirseniz uykuya dalmaya çalışırken zaman konusunda endişelenmezsiniz.

11. Doğru miktarda ve doğru şekilde güneş ışığı alın.

Gün ışığı günlük uyku kalıplarını düzenlemede kilit önem taşır. Her gün en az 30 dakika doğal gün ışığına çıkmaya çalışın. Mümkünse sabahları güneşle uyanın veya çok parlak ışıklar kullanın. Uyku uzmanları uykuya dalma sorunu yaşıyorsanız en az bir saat sabah güneşi almanızı ve yatma saatinden önce ışıkları kısmanızı öneriyorlar.

12. Yatakta uyanık yatmayın.


20 dakikanın sonunda hala uyanıksanız ve endişelenmeye veya kaygılanmaya başladığınızı hissediyorsanız kalkın ve uykunuz gelene kadar sizi gevşetecek aktivitelerle meşgul olun. Uyuyamama kaygısı uykuya dalmanızı güçleştirebilir.

2 Eylül 2019 Pazartesi

Önemli bir sefer hazırlığı yapılıyordu. Peygamberimiz herkesten yapabileceği yardımı en üst sınırda yapmasını istedi. Hz. Ömer bu isteğe uyarak büyük miktarda bir yardımla Hz. Peygamberin huzuruna çıktı. Hz. Peygamber sordu:

– Ya Ömer, malının ne kadarını yardım olarak getirdin?
Hz. Ömer cevap verdi:
– Tam yarısını getirdim ya Resulallah, size getirdiğim kadar da geride var.
Biraz sonra Hz. Ebû Bekir geldi. O da büyük bir yardımda bulundu. Hz. Peygamber ona da sordu:
– Malının ne kadarını getirdin? Cevap verdi:
– Tamamını getirdim ya Resulallah, evimde Allah ve Resulünün sevgisinden başka bir şey bırakmadım.
Bunun üzerine Allah’ın Resulü şöyle buyurdu:
– Allah yolunda fedakarlıkta Ebû Bekir’i kimse geçemeyecek.

21 Ağustos 2019 Çarşamba

18 Temmuz 2019 Perşembe

OCAK ayında doğanlar:
Hırslı ve ciddi kişiliklerdir, öğrenmeyi ve öğretmeyi severler. İnsanların zaaflarını ortaya çıkarmayı severler ve çok eleştirirler. Akıllı ve planlı programlıdırlar, çok çalışırlar ve üretkendirler.Duyarlı ve derin hisleri olan kişilerdir, insanları mutlu etmeyi bilirler. Aşırı dikkatlidirler, zor heyecanlanırlar. Romantiktirler ama aşklarını ifade etmekte zorlanırlar. Çocukları severler, evcil ve sadık bir eş olurlar ve kıskançtırlar.


ŞUBAT ayında doğanlar:
Somut şeylere önem verirler, değişkendirler. Sessiz, utangaç ve ağırkanlıdırlar. Kendilerine güvenleri pek yoktur. Dürüsttürler ve özgürlüklerine düşkündürler.
Bazen saldırganlaşabilirler. Kesin olmayan şeylerden hiç hoşlanmazlar, inatçıdırlar. Hayallerinin peşinden giderler, batıl inançlara eğilimlidirler.

MART ayında doğanlar:
Çekici kişiliklerdir, utangaç ve tutucudurlar. Esrarengiz kişiliklerdir, cömert ve sempatiktirler. Rahatlarına düşkün, duyarlıdırlar, hizmet etmekten zevk alırlar. Kolay sinirlenmezler, güvenilirdirler, nezakete önem verirler.
İyi birer gözlemcidirler, kinci oldukları söylenebilir. Seyahat etmeyi severler, dikkat çekmeyi severler. Dekorasyona meraklıdırlar, tempolu müzikleri severler.

NİSAN ayında doğanlar:
Aktif ve enerji doludurlar. Çabuk karar verip çabuk pişman olurlar, şefkatlidirler. Mantıklıdırlar ve diplomatiktirler. İnsanları teselli etmeyi severler.
Dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenirler. Cesur ve maceraperesttirler, sevgilerini ve ilgilerini belli ederler. Hafızaları güçlüdür, baş ve göğüs hastalıklarına meyillidirler.

MAYIS ayında doğanlar:
Sert yapılıdırlar, kolay sinirlenirler, ilgi çekicidirler. Fiziksel güzelliğe önem verirler, motivasyona ihtiyaçları yoktur. Sistematik çalışırlar, hayal kurmayı severler.İleri görüşlüdürler, kolay sakinleştirilirler ve anlayışlıdırlar. Kulak ve boyun bölgeleri hassastır. Edebiyat ve sanatla ilgilidirler, evde oturmayı sevmezler. Çocukları çok severler.

HAZİRAN ayında doğanlar:
Aynı anda birden fazla şey düşünürler. Nazik ve tatlı dillidirler. Hassas ve kararsızdırlar.Komik ve eğlencelidirler. Konuşkandırlar ve kolay arkadaş edinirler. Kolay incinirler, grip olmaya yatkın bünyeleri vardır. Çok inatçıdırlar.

TEMMUZ ayında doğanlar:
İyi birer sırdaştırlar, bazen de anlaşılmaları güç olabilir. Aşırı gururludurlar, başkalarının düşüncelerine aşırı önem verirler. Kin tutmazlar, sempatiktirler.Yalnız olmayı severler, arkadaş sıkıntısı çekmezler. Kolay öğrenirler, zor ikna olurlar. Mide sorunları olabilir. Ağır işleri severler.

AĞUSTOS ayında doğanlar:
Şakalaşmayı severler, duyarlı ve ilgilidirler. Korkusuzdurlar ve liderlik özellikleri vardır. İlgi odağı olmayı çok severler. Romantiktirler.
Ruhbilimle ilgilenir, kolay provoke edilirler. Dikkatli ve tedbirlidirler, bağımsızlıklarına düşkündürler. Yol göstermeyi severler.

EYLÜL ayında doğanlar:
İyi birer konuşmacıdırlar. Sadık ve güvenilirdirler. Detaylarla uğraşırlar, sorumluluk almayı severler. Bilgi ve kültüre önem verirler. İnsanların hatalarını yüzlerine vurmayı severler. Sporu ve seyahat etmeyi severler. İlişkilerinde seçicidirler, hislerini kendine saklarlar.

EKİM ayında doğanlar:
Herkesle sohbet etmeyi severler, ilgi odağı olmak isterler. Yalancılığı yapmacıklığı sevmezler. Arkadaşlarına çok önem verirler. Çabuk kırılıp çabuk toparlanırlar.Bencildirler, kendiliğinden yardım teklif etmezler. Başkalarının düşüncelerine önem verirler. Duygusaldırlar ve kendine güvenleri gelişmemiştir.

KASIM ayında doğanlar:
Eğlenceli kişiliklerdir, çalışkan ve sorumluluk sahibidirler. Kontrolü ele almayı severler, sır saklamayı bilirler. Enerjiktirler ve çevrelerini motive eden kişilerdir. İyi birer liderdirler, içten ve yardımseverdirler.Adil davranırlar, sürprizleri severler. Hataları affetmezler, iradeleri güçlüdür. Derin duygularla severler, herkesi olduğu gibi kabul ederler.

ARALIK ayında doğanlar:
Sadık ve cömerttirler. Birlikte vakit geçirilmesi eğlenceli kişiliklerdir. Azimlidirler, sabırsızdırlar.Sosyal yönleri kuvvetlidir. Dostlarını kendinden fazla düşünürler. Kızgınlıkları uzun sürmez, sevildiklerini hissetmek isterler. Espri anlayışları gelişmiştir.

27 Mayıs 2019 Pazartesi



Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış. Büyüğü Halil, küçüğü ise İbrahim. Halil evli çocuklu, İbrahim ise bekârmış. Ortak bir tarlaları varmış. Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş. Bununla geçinip giderlermiş...


Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı, ikiye ayırmışlar.İş kalmış taşımaya. Halil, bir teklif yapmış:

"İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle."

"Peki abi", demiş İbrahim.

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye. O gidince, düşünmüş İbrahim:

"Abim evli çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine."

Böyle demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine. Az sonra Halil çıkagelmiş.

"Haydi İbrahim, önce sen doldur da taşı ambara."

"Peki abi."

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola. O gidince, Halil düşünür bu defa:

"Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek."

Böyle düşünerek kendi payından atar onunkine birkaç kürek. Velhasıl biri gittiğinde diğeri, kendi payından atar onunkine.

Bu, böyle sürüp gider. Ama birbirlerinden habersizdirler. Nihayet akşam olup karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile. Hak Teala bu hali çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler. Aksine çoğalır buğdayları. Dolar taşar ambarları.Şaşarlar bu işe...


Bugün "Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir .